Skip to content Skip to main navigation Skip to footer

12. Türkiye Yayıncılık Kurultayı 2026 Sonuç Bildirisi

XII. Türkiye Yayıncılık Kurultayı
10-11 Haziran 2026, İstanbul

Türkiye Yayıncılar Birliği’nin iki yılda bir düzenlediği Türkiye Yayıncılık Kurultayı’nın on ikincisi, “Kitabın Geleceği: Algoritma, Toplum ve Pazar” temasıyla 10-11 Haziran 2026 tarihlerinde Trendyol’un ve Step Dijital’in destekleriyle İstanbul’da Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Kurultay, yayıncılığımızın duayenlerinden Dr. Turhan Bozkurt’un anısına düzenlendi.

İki gün boyunca kitap kulüpleri ve okuma kültürü, dijital pazarlamada algoritmalar, yapay zekâ ve telif hakları, e-ticaret ve yayıncılık, dikkat ekonomisi ve azalan tirajlar, sansür ve ifade özgürlüğü, stoksuz dağıtım ve talep üzerine baskı modelleri, kamu-özel sektör işbirlikleri gibi yayıncılığı ve tüm kitap dünyasını ilgilendiren güncel ve küresel konular tartışıldı.

SONUÇ BİLDİRİSİ

A. Kitap Kulüpleri, Okuma Kültürü Açısından Güçlü Bir Potansiyel Taşımaktadır; Bu Potansiyel Desteklenmeli ve Geliştirilmelidir.
Kitap kulüplerinin ve okuma gruplarının okuma kültürü üzerinde dönüştürücü bir etki yarattığı ve kitapla kurulan sosyal bağın hem okur sayısını hem de okuma derinliğini artırdığı görülmektedir. Bu bağlamda yayıncıların, kitapçıların ve dijital platformların kitap kulüpleriyle daha güçlü işbirlikleri geliştirmesi büyük önem taşımaktadır. Okumayı bir toplumsal deneyime dönüştüren bu yapıların yaygınlaştırılması, sektörün sürdürülebilir büyümesi açısından kritik bir fırsat olarak değerlendirilmekte; bu fırsatın etkin biçimde kullanılması gerekmektedir. Yayınevi ve okur buluşmalarında kritik bir rol üstlenen kitap kulüpleriyle yakın çalışmanın yolları aranmalı, yazarla sınırlı kalmayarak çevirmen, editör, tasarımcı buluşmaları yayınevlerince desteklenmelidir. Kitabın dolaşıma girmesinin en değerli yollarından olan kitap kulüplerinin sektör tarafından daha iyi tanınması kritiktir.

Okurun dijital mecralarda da var olduğu ve bu mecraların aktif biçimde kullanılması gerektiği de temel bir mesele olarak öne çıkmaktadır. YouTube ve benzeri platformlardaki içerik üreticilerinin okuma alışkanlıkları üzerinde belirleyici bir etki yarattığı ve bu mecraların okurların fiilen var olduğu alanlar olduğu anlaşılmaktadır. Dijital içerik üreticilerinin geniş kitlelere ulaşma kapasitesinin yayıncılık sektörüyle işbirliği içinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kanallar aracılığıyla yeni okurların kazanılabileceği görülmekte; yayıncıların söz konusu kanallara yönelik stratejik bir bakış açısı geliştirmesi önem taşımaktadır. Yayınevleri tanıtım, pazarlama, yayma ve yaygınlaştırma operasyonlarında çağın yeni şifrelerine hakim ve zamanın ruhunu takip eden yeni jenerasyonu bünyelerine katmalıdır. Klasik pazarlama tekniklerinin ötesinde yaratıcı, etkili, merkezinde hayal gücünün olduğu tanıtım ve pazarlama yaklaşımlarının yolları aranmalıdır.

B. Dijital Pazarlamada Algoritmalar Hem Fırsat Hem de Risk Olarak Ele Alınmalıdır.
Dijital reklam ajanslarının deneyimlerinden hareketle, doğru veri analizi ve dönüşüm optimizasyonu stratejileriyle algoritmaların kitabın daha geniş kitlelere ulaşmasında güçlü bir araç işlevi gördüğü anlaşılmaktadır. Öte yandan algoritmaların içerik çeşitliliğini daraltma ve yalnızca yüksek satış potansiyeli taşıyan eserleri öne çıkarma riski de göz ardı edilemeyeceğinden bu dengenin dikkatle yönetilmesi gerekmektedir.

C. Yapay Zekâ ve Kültürel Değişim Bağlamında İnsan Merkezli Bir Yayıncılık Anlayışı Korunmalıdır.
Yapay zekânın kültürel üretim ve anlam dünyasındaki etkisi giderek derinleşmektedir. Teknolojinin sunduğu imkânlardan yararlanılırken insan yaratıcılığının, editoryal değerlendirmenin ve kültürel çeşitliliğin merkezde tutulması büyük önem taşımaktadır. Yapay zekânın yayıncılık süreçlerine entegrasyonunun mesleki standartlar ve etik ilkeler çerçevesinde
yönetilmesi gerekmektedir. Yapay zekanın bir araç olarak en verimli biçimde kullanılabilmesi için ise dil ve kültürün temel belirleyici faktörler arasında yer aldığı unutulmamalıdır.

Yapay zekâ modellerinin eğitim süreçlerinde telif hakkıyla korunan eserlerin izinsiz kullanımına ilişkin olarak hak sahiplerini koruyacak yasal düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi zorunlu görülmektedir. Uzun süredir yasallaşması beklenen 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) değişiklik çalışmalarının özellikle dijital haklar ve yapay zekâ boyutuyla birlikte güncellenerek hayata geçirilmesi gerekmektedir. Yapay zekânın sunduğu üretim ve verimlilik imkânlarından yararlanılması önemli olmakla birlikte bunun hak sahiplerinin onayı ve adil gelir paylaşım modelleri çerçevesinde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

D. E-Ticaret ve Yayıncılık Arasındaki İlişki Sektörün Faydasına Geliştirilmelidir.
E-ticaret platformlarının yayıncılık sektöründeki payı giderek artmakta; bu ilişki hem fırsatlar hem de gerilimler barındırmaktadır. Bu çerçevede e-ticaret kanallarının kitabı bir kültür ürünü olarak ele alan politika ve işleyişlerini daha da geliştirmesi, sektör paydaşlarıyla yakın iletişim içinde işbirliği modelleri kurması gerekmektedir. E-ticaret sitelerinin kitabı trafiği hızlandıran
öğeler olmanın ötesinde, kültür ürünü olarak görmesi ve bu yönüyle pazarlama ve tanıtım faaliyetlerinde kitaba dair her şeye daha çok alan açması yeni dönemin önemli başlıkları arasına girmelidir.

E. Sansür ve İfade Özgürlüğü Meselesi Yayıncılığın Temel Sorunu Olmaya Devam Etmektedir.
İfade özgürlüğü ile yazma, okuma ve yayınlama özgürlüğünün birbirinden ayrılamaz bir bütün oluşturduğu açıkça görülmektedir. Kitap yasaklarının tarihin hiçbir döneminde kalıcı bir etki yaratmadığı ve okurların yasaklanan eserlere erişimini hiçbir zaman tam anlamıyla engelleyemediği bilinmektedir. Öte yandan, tüm dünyada giderek artan baskılar karşısında söz
konusu özgürlüklere sahip çıkılması bir zorunluluk olarak değerlendirilmektedir.

F. Stoksuz Dağıtım ve Talep Üzerine Baskı Modelleri Sektörün Gündemine Alınmalıdır.
Dijital ekosistem modellerinin ve talep üzerine baskı sistemlerinin yayıncılık sektörüne esneklik ve maliyet avantajı sağladığı görülmektedir. Bu modeller sektörün gündeminde giderek daha fazla yer bulmakta; ancak yaygınlaşmasının önündeki bürokratik engellerin kaldırılması gerekmektedir. Bu çerçevede bandrol ve derleme nüshası gibi mevzuat düzenlemelerinin
stoksuz dağıtım ve talep üzerine baskı modellerinin işleyişine uygun biçimde kolaylaştırılması ve ilgili uygulamaların yeniden yapılandırılması büyük önem taşımaktadır. Özellikle küçük ve orta ölçekli yayınevleri için bu modellerin erişilebilirliğinin artırılması ve tüm yayınevlerinin kataloglarını dünyaya daha hızlı ve kolay ulaştırabilmesi açısından söz konusu düzenlemelerin
bir an önce yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır. Bu noktada ilgili kamu kurumları ile sektör paydaşları arasında karşılıklı işbirliği ve düzenli bilgilendirme yaklaşımı benimsenmelidir.

G. Değişen Dikkat Ekonomisi ve Azalan Tirajlar Sektörün Ortak Sorumluluğuyla Ele Alınmalıdır.
Kısalan dikkat süreleri ve azalan tirajların okuma kültürüyle doğrudan ilişkili olduğu görülmektedir. Sosyal medyanın ve dijital içeriklerin yarattığı ekran süresi rekabeti ortamında kitabın değerini ve özgünlüğünü korumanın yollarının birlikte aranması gerekmektedir. Bu süreçte yayıncıların yalnızca piyasa dinamiklerine yanıt veren bir tutum benimsemeyip okuma kültürünü aktif olarak besleyen ve dönüştüren bir rol üstlenmesi büyük önem taşımaktadır.

H. Kamu ve Özel Sektör İşbirlikleri Yayıncılığın Gelişimi İçin Daha Etkin Bir Yapıya Kavuşturulmalıdır.
Kamu desteklerinin ve mevzuatın sektörün ihtiyaçlarıyla uyumlaştırılması, kütüphane ağlarının ve kitabevlerinin güçlendirilmesi, çeviri desteklerinin artırılması ve ilk kitap gibi teşvik mekanizmalarının yaygınlaştırılması gerektiği değerlendirilmektedir. Bu alanlarda kamu kurumları ve özel sektör temsilcileri arasında geçmişten gelen uyumlu çalışma geleneğinin sürdürülmesi ve derinleştirilmesi önem taşımaktadır.

Öte yandan mevcut mevzuatın değişen koşullar karşısında yetersiz kaldığı alanlarda kapsamlı bir güncelleme ihtiyacı doğmaktadır. Derleme Kanunu ve Basın Kanunu’ndaki derleme yükümlülüklerinin az miktarlı kitap üretimiyle uyumlu hale getirilmesi ve sektörün tamamını koruma altına alabilecek Yazılı Kültür Koruma kanun taslağının hayata geçirilmesi
gerekmektedir.

Bunun yanı sıra telif hakları mevzuatının dijital korsan içeriklerle daha etkin ve kalıcı mücadeleye olanak tanıyacak biçimde güçlendirilmesi; uluslararası gelişmelerin, özellikle Avrupa Birliği müktesebatı gibi ilgili çalışmaların değerlendirilerek, sektörle işbirliği içinde mevzuatın yapay zekâya ilişkin gözden geçirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Kamu kurumlarıyla yayıncılık sektörü arasındaki diyaloğun ve yapısal işbirliklerinin bu güncel öncelikler etrafında sürekli ve kurumsal bir zeminde devam etmesi son derece değerlidir.