Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Örgütü – OECD tarafından 3 yılda bir pek çok ülkeden 15 yaşındaki öğrencilerle okuma, matematik ve fen bilimleri alanlarında yapılan PISA testinin yedincisi 2018 yılında yapıldı.

PISA 2018 testinin sonuçları, 3 Aralık 2019 tarihinde OECD Genel Sekreteri Ángel Gurría ve OECD Eğitim ve Beceriler Genel Müdürlüğü Direktörü Andreas Schleicher tarafından açıklandı.

Bu rapor, OECD’nin sonuçlarla ilgili yayınladığı raporlar ve OECD yetkililerinin aktardıkları bilgiler doğrultusunda hazırlanmıştır.

  • PISA 2018 testine 79 ülke ve ekonomiden 600.000 öğrenci katıldı.
  • Bu öğrenciler bu 79 ülke ve ekonomideki 32 milyon 15-yaş öğrenciyi temsil ediyorlar.
  • PISA 2018 testinin odak alanı OKUMA oldu.
  • PISA 2018 sonuçları okuma puanlarına göre sıralandığında Türkiye, 78 ülke ve ekonomi arasında 40. sırada yer alıyor. PISA 2015 testinde ise Türkiye okuma alanında 70 ülke ve ekonomi arasında 50. sıradaydı.
  • PISA 2000 yılından beri yapılıyor. Türkiye PISA’ya 2003’ten beri katılıyor.
  • Türkiye’nin puanlarında PISA 2015’e göre artış var ama yine de 2018’de de her alanda OECD ortalama puanlarının altında kalıyor.

PISA 2018 SONUÇLARI IŞIĞINDA OECD YETKİLİLERİ TARAFINDAN VURGULANAN BAZI ÖNEMLİ NOKTALAR

Bugün artık okumak, bir metnin içinden bilgiyi çekip çıkarma anlamına gelmiyor. Okumak artık bilgi inşa etmek, kritik düşünmek ve sağlam temelli muhakeme yapmak demek. Bildiğinizle ne yaptığınız, ne yapabildiğiniz, ne yapacağınız ve ne yapmaya çalıştığınız önemli.

PISA 2018 sonuçlarına göre, OECD ülkelerinde ancak 10 öğrenciden 1’inden daha azı, olgusal gerçek ve kanaat arasında ayırım yapabildi. Sadece Çin’in 4 bölgesi ile Kanada, Estonya, Finlandiya, Singapur ve ABD’de ise 7 öğrenciden 1’inden daha fazlası bu seviyede okuma yeterliği gösterdi. PISA 2018, bugüne kadar yapılan yedinci PISA testi. Bu nedenle bu sonucun endişe verici bir trend olduğu ifade ediliyor.

Bugün öğrencilerin, online anlık bilgi akışlarında yollarını bulmak ve gerçekle kurgu arasında, doğruyla yanlış arasında ayırım yapabilmek için güçlü temel becerilere ihtiyaçları var. Sahte haberlerle dolu bu çağda, bu temel beceriler kritik önem taşıyor.

Bugünün dijital hayatıyla başa çıkmak için karmaşık metinlerde yol alabilmek ve pek çok kaynaktan bilgiyi entegre etmek için gerekli beceriler; işgücü piyasasına katılmak, ileri eğitim almak ve sosyal ve sivil hayatla angaje olmak için kilit noktalar.

Performans bakımından PISA 2018’in eğitim çıktılarında görülen ilerlemenin genel olarak moral bozucu olduğu değerlendiriliyor. Bununla birlikte, bazı ülkeler hızlı gelişimin mümkün olduğunu gösteriyor. Örneğin, OECD ülkeleri arasında Estonya, öğrenci başına harcaması OECD ortalamasının yaklaşık %30 altında devam etmesine rağmen istikrarlı şekilde yukarı çıktı. Portekiz, ağır bir mali kriz yaşamasına rağmen OECD ortalamasına yükseldi. Bu örnekler, daha fazla başarı elde etmek için mutlaka daha fazla kaynak harcanmasına gerek olmadığına dair bir sonuç ortaya koyuyor.

PISA 2018 sonuçlarına göre, ülkelerin eğitimde daha iyi olmak için daha fazla kaynak harcamalarından ziyade, kaynakları neye harcadıkları ve verimli harcamaları önem taşıyor. Kaynak harcamak bir noktaya kadar önemli ama o noktaya gelindikten sonra önemli olan kaynakların verimli harcanması.

PISA 2018 sonuçları gösteriyor ki, eğitimde başarıda sosyal ve ekonomik imkanların etkisi ülkeler arasında çok fazla değişiyor. Gelir dağılımının alt kısımlarında yer alan insanların yukarı doğru hareket edebilmeleri çok zor, bu nedenle de pek çok potansiyel yetenekli insan gelişemiyor. Diğer uçta ise, kaliteli eğitime ve ekonomik kaynaklara erişim, ayrıcalıklı az sayıda insan için kalıcı yükselmeye dönüşebiliyor. Fırsatların bu şekilde tek bir grupta toplanması/tekelleşmesi toplum için de ekonomi için de kötü: demokratik katılımda kayıplar oluşabilir, siyasi aşırılıklar ve politik popülizm ortaya çıkabilir. OECD’nin 2018 yılında yayınladığı bir raporda yer alan “bozuk sosyal asansör” (broken social elevator) kavramı, düşük hareket kabiliyetinin, özellikle siyasi kurumlara güvenin zayıf olduğu durumlarda, aşırılıklara daha çok ilgi duyulmasıyla veya radikal oy verme davranışlarıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. Eğitimde eşitlik, adil toplumların köşe taşıdır. Sosyal asansörü tekrar iyi çalışır hale getirmek gereklidir. Sosyoekonomik statünün okuma performansına etkisinin sıfır olması idealdir. PISA 2018 sonuçlarına göre bazı ülkelerde hem ortalama performans OECD ortalamasının üzerinde hem de sosyoekonomik statü ile okuma performansı arasındaki ilişki daha zayıf, yani iki iyi durumu aynı anda yakalamak mümkün.

2018 PISA sonuçlarında görülen odur ki, pek çok öğrenci kendisinin gelişebileceğine inanmıyor. Yani “gelişim zihniyeti” (growth mindset) yok. Kendisine başarılı olmak için gerekli yatırımları yapmıyor çünkü kendi zekasıyla ilgili bir şeyin değişeceğini düşünmüyor, motivasyonu yok. Halbuki insanın daha fazla çabayla veya daha fazla çalışmayla kendini geliştirebilmesi mümkündür. Bu IQ seviyesiyle ilgili değildir.

PISA 2018 sonuçları, geleceğe hazır eğitim sistemleri için kalitenin, eşitliğin ve verimliliğin öne çıkması gerektiğini gösteriyor.

Her PISA testinin sonucunda görülen ortak bir çıktı: en iyi öğretmenlerin en zorlu sınıflara gitmeleri gerekiyor. O sınıflar böylece gelişebilirler ve oradaki öğrencilerin diğerleriyle aralarındaki fark azalabilir. En iyi öğretmenler en başarılı öğrencilerin olduğu sınıflara giderlerse bu sadece aradaki farkın büyümesine sebep oluyor. Önerilen uygulamayla aradaki farkın azaldığı örnekler var. Ülkelerin, en yetenekli öğretmenleri en zorlu sınıflara çekmeleri için daha çok çalışmaları gerekiyor. Öğretmenlerin de yaptıkları işe başkalarının da değer verdiğini görmeleri gerekiyor.

PISA 2018’de temsil edilen 10 milyonun üzerinde öğrenci, normalde 10 yaşında erişilmiş olunan seviyede beceri gerektiren, en temel okuma görevlerini tamamlayamadılar.

OECD bölgesinde okullaşmaya yapılan harcama %15’ten fazla artmış olduğu halde, son on yıldaki öğrenme çıktılarında gerçek bir gelişme görülmedi. Üst sıralarda yer alan eğitim sistemlerinin çoğu bu pozisyonlarını ancak yakın zamanda edindiler.

Arnavutluk, Moldova, Peru, Katar gibi bazı ülkeler belirgin gelişme gösterdiler. Türkiye, 2003 ve 2018 yılları arasında, okula kaydolan 15 yaşındaki çocuk oranını %36’dan %73’e çıkardı, yani ikiye katladı.

Çoğu okul sisteminde kızların ve oğlanların matematik ve fende eşit derecede başarı elde ettikleri görüldü. Ancak bilgi teknolojileriyle ilgili işlerde çalışmak isteyen oğlanların oranı kızlarınkinden yedi kat fazla. Kızların ve oğlanların fen bilimlerinde benzer başarılar elde ettikleri durumda bile, her 4 oğlandan 1’inden fazlası mühendis veya bilim insanı olmayı beklerken, ancak her 6 kızdan 1’inden daha azı aynı şeyi dile getirdi.

PISA testi, katılan tüm ülkelerin eğitim sistemlerinin geleceğe uygun olması yolundaki çabaları yönlendirebilecek güçlü bir araç ve zorlukları ele alan okullarda ve eğitim sistemlerinde başarı örneklerinin olduğunu gösteriyor. Politika ve uygulamanın görevinin imkansızı mümkün hale getirmek değil, mümkün olanı ulaşılabilir hale getirmek olduğu görülüyor.

Yayıncılık Dünyasından ve Duyurularımızdan Haberdar Olun.

Türkiye Yayıncılar Birliği E-Bültenine Abone Olmak İçin abonelik formunu doldurmanız yeterlidir.

E-Bülten üyeliği için kaydınız alındı.